HAKKIMIZDA

Kaynak Sigorta Acenteliği A.Ş. 1985 yılında gelişmekte olan sigorta sektöründe hizmet verebilmek amacı ile kurulmuştur. Koç Allianz Sigorta ile yola çıkan şirketimiz, sektördeki lider aracı kurumlar arasındaki yerini uzun yıllardır korumaktadır.

Mercan Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. 2000 yılının başlarında siz müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılarken daha fazla seçenek sunabilmek amacı ile faaliyete geçmiştir. Sektördeki tüm lider sigorta şirketleri ile çalışan şirketimiz, sigorta şirketlerinin sıralamalarında ilk sıralarda yer almaktadır.

Şirketlerimizin merkezi İstanbul’da olup, 1989 yılından itibaren İzmir ofisimizde de hizmet vermekteyiz.


AMACIMIZ müşterilerimizin kurumsal ve kişisel varlıklarını güvence altına alacak sigorta hizmetlerini sunarak mal varlığının,sağlığının ve gelecek beklentisinin en uygun koşullarla korunmasını sağlamaktır..

HEDEFİMİZ bireysel ve kurumsal risklerin ihtiyaçlarını belirleyip, en uygun poliçe şartlarını, limitlerini ve fiyatlarını oluşturarak sigorta aracılık hizmetini beklenenin üzerinde sunmaktır.

Deneyimli ekibimizle, satış öncesi ve satış sonrası hizmetleri, müşterilerimize kusursuz bir biçimde aktarıp yaşamlarına değer katmak istiyoruz. Hizmet ve ürün kalitemizdeki süreklilikle, riskinizi asgariye indirecek önlemleri öneriyor, ulaşılabilirlik özelliğimizle kaza, yangın hastalık gibi en zor anlarınızda yanınızda yer alıyor, yetkinliğimizle hasarınızın derhal ödenmesini sağlıyoruz.


 

Gelin Söze Başlamadan Önce Tarihin Yapraklarını Bir Karıştıralım...

Osmanlı döneminde imparatorluk tahtında Padişah Abdülaziz bulunmakta. Bugünün Beyoğlu'su, o tarihlerde "Pera" ve "Cadde-i Kebir" Olarak biliniyor. Cadde-i Kebir gayrımüslimlerin rağbet ettiği bir bölge. "Şark Tiyatrosu" 1861 yılında burada perdelerini açmış, Eylül 1868 tarihinde de "Galata Sarayı Mekteb-i Sultanisi"nde eğitim başlamıştı. Bugün Istiklal Caddesi olarak bildiğimiz geniş yol, İstanbul'un geceleri aydınlatılan ilk caddesi olmuştu. Eğlence ve şıklık artık Pera'nın hayatına girmiş, bugünün Beyoğlu'su hızla canlılık kazanmaktaydı.

Derken 5 Haziran 1870 geldi!... 5 Haziran tarihi, İstanbul'un ve İstanbul’luların hayatına alevler içinde yaşanan hüzün dolu bir gece olarak geçecekti. Valideçeşme'de başlayan yangın Tarlabaşı'nı, Cadde-i Kebir'i, Taksim'i bir gece içinde tam anlamıyla yerle yeksan etti, Pera'daki yabancılara ait konakların çoğu kor yığınına dönüştü, iş ve eğlence yerleri kül oldu. Geniş bir bölgeyi saran yangınları söndürmek için şehrin en uzak mahallelerinden yetişen tulumbacılar sabaha kadar bir çeşmeden öbürüne koşuştular; tulumbacı reislerinin "Heeyt! Karada aslan, denizde kaplan, var mı bize yan bakan!" naraları Taksim'i, Tarlabaşı'nı ve Cadde-i Kebir'i inletti.

Ama bütün bu çabalar yuvaların, işyerlerinin yanıp kül olmasını önleyemedi. Ve bu yangın felaketi, 1865 yılında İstanbul'un bu bölgesinde yaşanan veba salgınından daha büyük bir korku ve dehşet yaratarak şehrin hafızasına kazındı. Ne ilginçtir ki, Istanbul'un kaderinden alevli bir leke gibi geçen bu büyük felaket, bu defa ülkemizde sigortacılığın benimsenmesinde öncülük yapacaktı.

İslam dininin faizi yasaklaması ve halkın tevekkül duygusu, Osmanlı döneminde müslümanların sigorta güvencesine uzak durmasına neden olmaktaydı. 1870 yangını yaşandıktan sonra, konakları ve işyerleri harap olan gayrımüslimlerin mallarını önceden yurtdışında sigorta ettirmiş olmaları ve zararlarının sigorta şirketlerince karşılanması müslüman ailelerin gözlerini açtı, bu yeni fikre can-ı gönülden bağlanmalarını sağladı.

Beyoğlu yangınından hemen sonra, Türkiye'de ilk kez The Sun, The Northerne ve The North isimli İngiliz sigorta şirketleri faaliyete geçtiler. Kısa sürede bunlara Avrupa'nın önde gelen diğer sigorta şirketleri katıldı ve Osmanlı döneminin son yıllarında sigorta ve sigortacılık kavramı Anadolu'ya kadar yayıldı.

Dahası, Union sigorta şirketinin başvurusu üzerine Şeyhülislam'dan yabancı sigorta şirketlerinin faiz almalarında herhangi bir sakınca olmadığı yolunda bir fetva çıktı. Bu icazet de çok sayıda sigorta acentesi açılmasına ve geniş bir rekabet ortamı doğmasına yardımcı oldu. Nihayet, Cumhuriyet'ten hemen sonra, 1924 yılında çıkarılan bir yasa ile sigorta işlemlerinin Türkçe yapılmaya başlanması Türk sigortacılığının milli bir yapıya kavuşmasında ilk adım oldu.